Kırlangıç Balığı

kirlangic-baligi-masal

Kırlangıç Balığı Masalı Dinle

Bir zamanlar masmavi bir denizde yaşayan sevimli sevimli bir balık varmış. Günboyu dalgalarla oynaşır, süngerlerin üstünde zıplar, mercan kayalıklarının bir ucundan girer,öteki ucundan çıkarmış. Büyükleri bütün bu oyunlara hiç mi hiç ses çıkarmazlarmış. Ama sevimli balık kıyıya yaklaştığı zaman iş değişirmiş. Annesi söze başlar, babası tamamlar, dedesi de öğüt üstüne öğüt verir : “Kıyılar tehlikelidir. Bir gün bir balıkçının oltasında can vermeni istemiyoruz” derlermiş.

Ama gelin görün ki, sevimli balık için hiç bir yer kıyı kadar çekici, kıyı kadar güzel değilmiş. O yüzden de gece verdiği sözü her sabah unutup yine kıyıya yüzermiş. Ama bir gün, olan olmuş. Balıkçık, bir oltanın ucunda yukarıya çekildiğini farketmiş. Annesinin, babasının, dedesinin sözleri şimdi kulaklarında çın çın ötüyormuş, ama ne fayda. Bütün bu sözler, onun havada bir oltanın ucunda sallanmasını engelleyemiyormuş ki. . Balıkçık, “Anneciğim, anneciğim. . Beni kurtar” diye ağlamaya başlamış. İşte ne olmuşsa o anda olmuş. Bir kırlangıç, balığın ağlamasına dayanamayıp, hızla balıkçının üstüne uçmuş elini gagalayıvermiş. Olanlardan hiçbir şey anlamayan balıkçı o şaşkınlıkla elinden balığı bırakıvermiş. Balıkçık “cup” diye suya düşünce, derin bir soluk almış. Sonra da suyun üstünde uçarak ona bakan kırlangıca “Çok teşekkür ederim kırlangıç. Çok teşekkür ederim” diye seslenmiş. İşte o günden sonra kırlangıçla balık her gün buluşmaya başlamış. Balık, elinden geldiğince suyun yüzüne yakın yüzüyor, kırlangıç da denizin üstünde uçuyormuş. Balıkla kırlangıcın dostluğu, denizde balıklar arasında, gökyüzünde de kuşlar arasında dillere destan olmuş. Gerçekten de balık kırlangıçsız, kırlangıç balıksız olamıyormuş.

Denizin dalgalı olduğu zamanlar suyun içi görünmediğinden kırlangıç da sevgili dostunu göremiyor, konuşamıyormuş. İşte böyle günlerde ikisinin de ağzını bıçak açmıyormuş. Bu yüzden balık bir gün kırlangıca, “sevgili kırlangıç. Bana uçmayı öğretir misin? Kanatlarım yok ama yüzgeçlerim var. Acaba onları kanat gibi kullanamaz mıyım?” diye sormuş. Uçmayı sevdiğinden değil, dalgalı havalarda sudan biraz yükselip kırlangıçla söyleşebilmek için istiyormuş bunu. Kırlangıcın önce buna pek aklı ermemiş. “Yüzgeçlerini geliştirmen gerekli” filan demiş. Ama balığın her gün saatlerce yüzgeçlerini geliştirmek için beden eğitimi yaptığını görünce, gözleri yaşarmış. “Bak işte böyle yüzgeçlerini aç kapa. . Aynı anda da kendini suyun yüzüne fırlat” demiş. Balık günlerce, haftalarca uğraşmış. Ama sonunda da başarmış. Öyle pek aman aman uçmuyormuş tabii. Ancak yirmi-yirmibeş saniye havada kalabiliyormuş, ama olsun. Kırlangıçla o süre içinde iki üç kelime konuşuyormuş ya yeter.

Bir süre sonra denizaltı ülkesindeki bütün canlılar ona “kırlangıç balığı” demeye başlamışlar sevimli balığa. Aradan yıllar geçmiş. . . Ama bugün bile balıklar torunlarına, kırlangıçla, kırlangıç balığının öyküsün anlatıp, “sevginin dostluğun verdiği güçle yapılamayacak hiç bir şey yoktur” diyorlarmış. Eğer denizde uçar gibi giden, arada sırada havaya fırlayan bir balık görürseniz, bilin ki, kırlangıç balığıdır çocuklar. Dostu kırlangıcın gelip gelmediğine bakıyordur.

Kırlangıç Balığı masalını sesli dinlemek için lütfen oynat tuşuna basınız.

Add a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir